Showing posts with label cinsellik. Show all posts
Showing posts with label cinsellik. Show all posts

Wednesday, October 8, 2008

12. Grave

2 kız , 1 erkek kardeş ve babaları ellerinde minik toplar atan bir çift tabancayla oyun oynuyorlar, vurulan kişi oyundan çıkıp silahını kendisi yerine oyuna dahil olana veriyor. aynı zamanda da kısa kesilmiş çimlerin olduğu bir mekanda bir açık hava kokteylindeyiz, yanımda ilke de var. oyunu çocukların şirinliğine bakıp eğlenerek izliyoruz. sonunda erkek çocuk babasını da vurarak kazanıyor. oyun bittikten sonra baba silahını bırakıyor ve oyuncular ortadan kayboluyor. ben de yerden silahı alıp bana sırtını dönmüş kendisi için içecek seçen çocukların 2 aylık hamile annesinin poposuna ateş ediyorum. kadın bana doğru dönünce (poposunun büyük olduğunu kast etmek için) poposunu ilke'nin poposu sandığımı söylüyorum, hınzırca gülüyoruz.
hatırlayamadığım birkaç cümleden sonra sarmaş dolaş olup ateşli bir şekilde seviştik.


dünyanın sonuyla ilgili 3 rüya:
- kıyamet gününde her tarafı kapkaranlık bir sis kaplıyor ve sis birden geri çekildiğinde herkes yere düşüp ölüyor. deniz, haluk ve nir'le bir çölün ortasında içinde dilini konuşmadığımız yaklaşık 10 kişinin bulunduğu bir kulübeye sığınıyoruz. birden içeriye gestapo kılıklı askerler giriyor ve herkesi sıraya dizip soru soruyorlar, sorunun cevabını beklemeden kurbanları öldürüyorlar. bu sırada biz saklanmışız, ama birimiz yere bir şey düşürerek yerimizi belli ediyor. nir suratında en ufak bir korku ifadesi olmaksızın kendisini feda ederek kurbanların arasına karışıyor ve ölümünü dehşetle izliyoruz.
- tatil boyunca 1 hafta saksafon çalamayınca gelen klasik rüyalardan biri: guitar club'a benzer bir yerde saksafon dersi veriyorum ama birden bina yıkılmaya başlıyor ve her yerin yukarıdaki rüyadaki gibi koyu boğucu bir toza boğulduğunu görüyorum.
- maçka'dan beşiktaş'a sabahın erken saatlerinde gri bir gökyüzü altında yürüyorum. evler, dükkanlar her yer boşaltılmış. derken ileride daha büyük bir kalabalığa katılmak üzere olan bir grup insan görüyorum. denize karışan ırmaklar gibi kocaman kalabalığa ulaştıklarında iyice seçilmez oluyorlar, sonra silikleşip kayboluyorlar (Helnwein etkisi). bir süre sonra anlıyorum ki sonny rollins'in cenazesindeyiz ve onun ölümüyle evrenin de sonu gelmiş.

Friday, May 9, 2008

7. Moderato

istanbul ziyaretleri hep rüyalar açısından zengin oluyor. bu sefer istanbul'a gelirken yolda filozofların cinsel hayatları üzerine bir makale okudum. özellikle de beauvoir' ın amerikalı flörtüne yazdığı mektupta açıkladığı sartre'ın frijitliği ve insan cinselliği üzerine düşünceleri arasındaki açık bağlantının farkına varmam beni biraz etkilemiş olacak, ertesi gün buluşacağım sinem' i gördüm: sevişmeye karar vermişiz, ama sevişmek yerine satranca benzer bir oyun oynuyoruz. bana "of amma isteksizsin" diye veryansın ediyor, ben de oyunu oynamayı kesip heyecanla sartre' ın cinsel yaşamının ne kadar monoton olduğunu ve bunun onun muazzam bir insan olduğu gerçeğini değiştirmediğini açıklamaya girişiyorum. oyuna kaldığımız yerden devam etme girişimlerimin onun konsantrasyonunu kaybetmesi nedeniyle sonuçsuz kaldığını görüp uyandım. daha önce çok istekli olduğum bazı sevişmelerde hakikaten 5-6 dakikalığına aklıma gerçekten alakasız şeyler gelip onları anlatarak karşımdakinin de konsantrasyonunu bozduğum olmuştu, sanırım bu tür durumlarla ilgili bir ahlaki ders olarak okumak lazım bunu.

istanbul'da kaldığım son gün iki tane ilginç rüya gördüm. bir ayrılık öncesi klasiği olarak balık pazarının arkasında rakı içtik, akşam sinem'le buluşacaktık ama rahatsızlandığı için gelememiş. yatmadan önce de bir shakti albümünü sonsuz loop'a koydum. gece uykumdan uyanıp bütün yüksek lisans tezi koşturmacasına, arada ağır takıldığımız birkaç gecenin yorgunluğuna rağmen yatarken müzik koyma ısrarıma güldüm, çünkü gerçekten çok karmaşık ve hiçbir şekilde uyku kavramıyla bağdaşmayacak bir müzikti. ilk rüyada tekrar sinem'le bir hint restoranındaydık, trompete başlama isteğimi şevkle anlatıyorum, bir sergiden tablolar'ın başlangıç melodisini ağzımla söylüyorum ama sesim bir trompetten farksız çıkıyor, hatta sonra orkestranın eşliği bile duyuluyor. etraftaki insanların bütün o sesleri ağzımdan nasıl çıkardığıma hayret edip ağızları açık bir şekilde beni izlediğini fark ettim, ve gülerek uyandım. aslında rüyada yaptığım şeyin toplu taşıma araçlarında ya da işte çok sıkılan insanların çaldıkları enstrümanı ellerinde hayal edip çalar gibi yapmalarından farksız olduğunu anlıyorum şimdi. müzik okuduğum zamanlarda sık sık, bir iki kere de çok aşkın bir şekilde rüyada başıma gelmiş ilginç bir deneyim...

son rüyada facebook'a giriyorum, social profile gibi (hatta social profile'ın kendisi de olabilir) bir uygulamada birisinin öpüşme başarıma yüz üzerinden 0 verdiğini görüp sinir oluyorum. midem bulanarak feci bir öç duygusuyla doluyorum ama o kişi arkadaş listemde yok, sanki bütün uygulamaları yüklesem bir şekilde ona sesimi duyurabilirmişim gibi geliyor. uygulamaları yükledikçe bütün bunların aslında korkunç bir testin bir parçası olduğunu ve birilerinin büyük ihtimalle beni izleyerek dalga geçtiğini düşünerek korkuyla uyandım.