deniz kıyısında bir ofisteyiz bilardo ya kocaman bir langırt masasının altından eski ve kırık bir oyuncak parçası buluyorum. sonra kumsalda o oyuncağa ait olduğunu anladığım başka parçalar. bu parçalar arasındaki bağlantıları düşünürken bir yandan aslında yakında olacak bir cinayeti kimin işleyeceğini bulmaya çalışıyorum. sonunda bütün parçaları birleştiriyorum: 1970'lerden kalma, gazetelerin kuponla verdiği bir futbolcu oyuncağı. hemen ofisteki arşivden(!) oyuncağın verildiği güne gazetedeki bir sayfada görülen uzun saçlı adamın cinayeti işleyeceğini anlıyorum. adam yan odadan çıkıyor. henüz yaşanmamış cinayet vak'asını çözmemle bir yerlerden e. beliriyor. üzerinde çok hoşuma giden, mor/kırmızı/mavi bir bikini var. çok güzel yanmış, saçları upuzun ve onu neredeyse kovalarcasına takip ediyorum. büyükçe bir gemiye yüzüp güvertesine çıkıyoruz. güvertesinde bikinisinin üstünü çıkarıyor, memelerinden çok tahrik olup avuçluyorum, poposunu kavrayıp kendime sıkıca yaslıyorum o ise biraz ileri kaçıp kalçalarını dışarı çıkararak yere eğiliyor, sonra geminin içine doğru kaçıyor. iç mekanda en alt kata iniyorum ama iki genç fransız erkeğinden başka bir şey bulamıyorum. oldukça yoğun bir duman çıkaran bir cıgara içerek çok düşük bitrate'li mp3'leri bir algoritmayla daha kaliteli hale getirebileceklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. onları içimden hemen çürütüyorum: "öyle bir algoritma olsaydı parçaları internetten olduğu gibi indirmez, düşük bit rateli sıkıştırılmış versiyonlarını indirip lokalimizde dönüştürüp dinlerdik"
Saturday, January 8, 2011
Sunday, October 3, 2010
26. Lento
yatmadan önce son zamanlarda çok tartışılan richard dawkins-harun yahya videosunu ve yine r.d.'nin müslümanlarla tartıştığı videoları izledim.
rüyamda bir dost meclisinde dünyanın eksenin yavaş yavaş doğuya kaydığını, 20 sene sonra ekonomik olarak türkiye'nin avrupa'nın ilk 3 ülkesinden biri olacağını ve türkiye'de şu anda sermayenin ve politik gücün el değiştirmesiyle bursaspor'un şampiyonluğu arasında sadece tesadüflerle açıklanamayacak bir bağ olduğunu anlatmaya çalışıyordum. içimden de konuyu bir şekilde gelecekte islam içerisinde (bu ekonomik değişimle birlikte) bir iç hesaplaşma hatta avrupa'da reform zamanındakine benzer şiddetli/ölümcül tartışmaların olması gerektiğine bağlamayı düşünüyordum.
aynı gece uzun bir yolculuktan sonra döndüğüm evimde (sanırım rue nicolet'deki evdi) d. beni ayartmaya çalışıyor, tekini en ince ayrıntısına kadar gördüğüm kocaman memesinin ucundan çok tahrik oluyorum hatta birlikte bir ara çıplak kalıyoruz, ama içimden her şeyi mahvetmemek için yapmamam gerektiğini kendime 3-4 kez tekrar edip duruyorum.
Tuesday, February 17, 2009
16. Vivo
kocasıyla tanışıyorum. uzun boylu, siyah saçlı pis sakallı maço bir adam.şimdi hatırlayamadığım bazı olaylardan sonra 3 arkadaşıyla üzerinde sızdığım yataktan kaldırıyorlar. yatağa çırılçıplak yatmışım ve beni videoya almışlar, dalga geçerek uzaklaşıyorlar.
Friday, May 9, 2008
7. Moderato
istanbul'da kaldığım son gün iki tane ilginç rüya gördüm. bir ayrılık öncesi klasiği olarak balık pazarının arkasında rakı içtik, akşam sinem'le buluşacaktık ama rahatsızlandığı için gelememiş. yatmadan önce de bir shakti albümünü sonsuz loop'a koydum. gece uykumdan uyanıp bütün yüksek lisans tezi koşturmacasına, arada ağır takıldığımız birkaç gecenin yorgunluğuna rağmen yatarken müzik koyma ısrarıma güldüm, çünkü gerçekten çok karmaşık ve hiçbir şekilde uyku kavramıyla bağdaşmayacak bir müzikti. ilk rüyada tekrar sinem'le bir hint restoranındaydık, trompete başlama isteğimi şevkle anlatıyorum, bir sergiden tablolar'ın başlangıç melodisini ağzımla söylüyorum ama sesim bir trompetten farksız çıkıyor, hatta sonra orkestranın eşliği bile duyuluyor. etraftaki insanların bütün o sesleri ağzımdan nasıl çıkardığıma hayret edip ağızları açık bir şekilde beni izlediğini fark ettim, ve gülerek uyandım. aslında rüyada yaptığım şeyin toplu taşıma araçlarında ya da işte çok sıkılan insanların çaldıkları enstrümanı ellerinde hayal edip çalar gibi yapmalarından farksız olduğunu anlıyorum şimdi. müzik okuduğum zamanlarda sık sık, bir iki kere de çok aşkın bir şekilde rüyada başıma gelmiş ilginç bir deneyim...
son rüyada facebook'a giriyorum, social profile gibi (hatta social profile'ın kendisi de olabilir) bir uygulamada birisinin öpüşme başarıma yüz üzerinden 0 verdiğini görüp sinir oluyorum. midem bulanarak feci bir öç duygusuyla doluyorum ama o kişi arkadaş listemde yok, sanki bütün uygulamaları yüklesem bir şekilde ona sesimi duyurabilirmişim gibi geliyor. uygulamaları yükledikçe bütün bunların aslında korkunç bir testin bir parçası olduğunu ve birilerinin büyük ihtimalle beni izleyerek dalga geçtiğini düşünerek korkuyla uyandım.
Friday, April 11, 2008
4. Andante
yakın bir arkadaşımın kız arkadaşıyla, birbirimizi cinsel olarak arzulamamamıza ve arada aldatma gibi arkadaşım için önemli olabilecek bir engel olmasına rağmen, sadece meraktan sevişiyoruz. kendisine karşı duyduğum arkadaşlık hissi sürekli gülerek ve işi ciddiye almayarak seviştikçe yerini sımsıcak daha önce hiç hissetmediğim bir duyguya, sanki karşımdakinin benimle aynı duygulanımları yaşayan ve aynı amaçları paylaşan birisi -hatta ta kendim- olmasının korkuyla karışık heyecanına dönüşüyor. daha önce ısrarla kaçındığım ten kokusunu ve terinin tadını merak ediyorum, bir yandan da feci midem bulanmaya başlıyor.
ikinci rüyada c. ile sevişiyorduk. sanki 7-8 senedir sevgiliyiz ve binlerce kere yaptığımız bir şeyi tekrar yapıyoruz, ama hiçbir sıkkınlık ya da aceleye yer vermeden. çok uzun, sonunun gelmesini istemediğimiz tükürüklü bir ön-sevişmeden sonra yağlı saçlarını koklayarak içine girerken uyandım. işe gelir gelmez ilk iş arayıp akşam provadan sonra bir şeyler içmeye davet ettim. ancak buluşma her zamanki gibi bir türlü nihai sonuna ermeyen ısrarsız bakışlarla geçti. beni sürekli sarhoş etmeye çalıştılar ama "çok içince gördüğüm rüyalardan dolayı alkolü kendime yasakladığımı" öne sürerek geri çevirdim.
