Showing posts with label ölüm. Show all posts
Showing posts with label ölüm. Show all posts

Thursday, December 6, 2012

36. Grave

ezgi'yle bir kumsalda tertemiz denize karşı uzanmış ayaklarımıza değen suya bakıp konuşuyoruz. elimle yerden kum alıp bacağıma sürüyorum, arada böyle malak tatili yapmanın faydaları üzerine düşünüyorum. hava sakin olmasına rağmen denizde dev gibi dalgalar var ama hep tam ayağımızın dibinde sönüyorlar. sonra birden kilometrelerce öteden gökdelen boyutlarında bir dalga beliriyor ve hızlıca üzerimize geliyor. ezgiye sarılıp ağlayarak büyük ihtimalle öleceğimizi ve sakin olmasını(!) söylüyorum. arkadadan s.t. sakince bunun bir tsunami olduğunu ve büyük ihtimalle arkadan ikinci bir dalganın daha geleceğini ve herkesin öleceğini söylüyor. ölüme hiç hazır olmadığımı ve daha yapacağım şeyler olduğunu düşünüp kederleniyorum. bir yandan da dalganın büyük ihtimalle uzaklara çarpan bir meteor ya da dünyanın alt katmanlarından birden yukarı fırlayan bir tabaka yüzünden olduğunu düşünüyorum.

Wednesday, October 8, 2008

12. Grave

2 kız , 1 erkek kardeş ve babaları ellerinde minik toplar atan bir çift tabancayla oyun oynuyorlar, vurulan kişi oyundan çıkıp silahını kendisi yerine oyuna dahil olana veriyor. aynı zamanda da kısa kesilmiş çimlerin olduğu bir mekanda bir açık hava kokteylindeyiz, yanımda ilke de var. oyunu çocukların şirinliğine bakıp eğlenerek izliyoruz. sonunda erkek çocuk babasını da vurarak kazanıyor. oyun bittikten sonra baba silahını bırakıyor ve oyuncular ortadan kayboluyor. ben de yerden silahı alıp bana sırtını dönmüş kendisi için içecek seçen çocukların 2 aylık hamile annesinin poposuna ateş ediyorum. kadın bana doğru dönünce (poposunun büyük olduğunu kast etmek için) poposunu ilke'nin poposu sandığımı söylüyorum, hınzırca gülüyoruz.
hatırlayamadığım birkaç cümleden sonra sarmaş dolaş olup ateşli bir şekilde seviştik.


dünyanın sonuyla ilgili 3 rüya:
- kıyamet gününde her tarafı kapkaranlık bir sis kaplıyor ve sis birden geri çekildiğinde herkes yere düşüp ölüyor. deniz, haluk ve nir'le bir çölün ortasında içinde dilini konuşmadığımız yaklaşık 10 kişinin bulunduğu bir kulübeye sığınıyoruz. birden içeriye gestapo kılıklı askerler giriyor ve herkesi sıraya dizip soru soruyorlar, sorunun cevabını beklemeden kurbanları öldürüyorlar. bu sırada biz saklanmışız, ama birimiz yere bir şey düşürerek yerimizi belli ediyor. nir suratında en ufak bir korku ifadesi olmaksızın kendisini feda ederek kurbanların arasına karışıyor ve ölümünü dehşetle izliyoruz.
- tatil boyunca 1 hafta saksafon çalamayınca gelen klasik rüyalardan biri: guitar club'a benzer bir yerde saksafon dersi veriyorum ama birden bina yıkılmaya başlıyor ve her yerin yukarıdaki rüyadaki gibi koyu boğucu bir toza boğulduğunu görüyorum.
- maçka'dan beşiktaş'a sabahın erken saatlerinde gri bir gökyüzü altında yürüyorum. evler, dükkanlar her yer boşaltılmış. derken ileride daha büyük bir kalabalığa katılmak üzere olan bir grup insan görüyorum. denize karışan ırmaklar gibi kocaman kalabalığa ulaştıklarında iyice seçilmez oluyorlar, sonra silikleşip kayboluyorlar (Helnwein etkisi). bir süre sonra anlıyorum ki sonny rollins'in cenazesindeyiz ve onun ölümüyle evrenin de sonu gelmiş.