Tuesday, April 8, 2008

2. Allegrissimo

kumsal demişken ikisi doğrudan, bir tanesi de dolaylı olmak üzere ezgi'yle ilgili üç rüya var.
tim'in çok iyi çaldığı bir konserden sonra eve geldim. kendimi oldukça iyi hissediyordum, içimde ertesi gün sabah erken kalkıp saksafon çalışmak için müthiş bir heves vardı. yatmadan önce bir chris potter albümünü sonsuz loop'a koydum. ezgi dansçıların ayaklarına sardıkları bezlerden birinin altına chris potter yazmış olarak girdi rüyama. "sen chris potter'ı biliyor musun?" diye sorunca suratını ekşitti "tabii 6 yaşımdan beri tanıyorum" dedi ve sanki beze yazılı ismi silmek istercesine ayaklarını yere iyice bastırarak dans etmeye başladı. nedense bu hareketin beni çok yaraladığını hissediyordum, o da bundan çok keyif aldığını belli edercesine orgazmik kahkahalar atarak ve hareketlerini iyice sertleştirerek uzaklaştı. uyandığımda pek çok kere unutup tekrar kırdığım kuralımı kendi kendime söylüyordum: "dansçılardan ve tiyatroculardan sevgili olmaz"

bir ara ezgi'nin resmini yapmak için çok çabalamıştım, rüyamda kendimi kocaman bir duvara gözünü çizerken gördüm. ilk önce kendi gözümden elimde bir fırçayla ama fırçayı hiç kullanmadan öyle duvara bakıyorum. duvarla aramda 2 santimetre gibi bir mesafe var. sonra kendimi dışarıdan gördüm. duvar onlarca metre uzunluğundaymış ve gözü başarılı bir şekilde bitirmişim öyle duruyorum. o zamanlar sürekli helnwein okumak/görmekten sanırım o stilin biraz fazla etkisi altında kalmışım.

üçüncü rüyadaysa kumsalda yürüyorum arkadan neubauten parçalarındakine benzer sürekli bir metal gıcırtısı ve ona eşlik eden dalga sesleri duyuluyor: bir okyanus kıyısında olduğumu anlayıp endişeli bir şekilde kıyıya iniyorum. hava koyu mavi-gri ve sert nemli bir rüzgar var, denize baktığım anda tekrar kendimi dışarıdan (arkadan) görüyorum. denizin içinde kocaman (kocaman derken bir apartman boyunda) bir yaratağın gözü var ve hiç göz kırpmadan beni izliyor. nasılsa yaratığın denizden çıkamadığını anlayıp rahatlıyorum ama bir daha hiç denize giremeyecekmiş gibi hissediyorum, içim burkuluyor.

No comments: