Sunday, April 13, 2008

5. Tranquillamente




çok sıkıntılı olduğum ve neredeyse her gece arka arkaya kabus gördüğüm bir dönemdi. bir gece yatmadan önce arada sırada yaptığım gibi eski fotoğraflardan fazla ilginç olmayanlarla ya da çekerken yaptığım bir hata yüzünden çok güzel olmanın kıyısından dönenlerle oynuyordum. bir masaj sırasında çektiğim bir fotoğrafın üstünde bir süre oynadıktan sonra kendi başına anlamı olmayıp bir seri (örneğin daha önce binlerce kere denenmiş bir eller serisi) içinde güzel görünebileciğini düşündüm. fotoğrafta parmaklar uzun pozlama yüzünden uzamış ve eller az çok birbirinin içine girmişti.

gece rüyamda kendimi kabus görürken gördüm. kabusta kulağıma aynı anda binlerce cümle fısıldanıyordu ve ben hepsini algılayıp anlamaya çalışıyordum. cümlelerin bazıları ingilizce bazıları da türkçeydi ve "kaçamazsın", "aradığını hiçbir zaman bulamayacaksın" gibi aşağılayıcı ve moral bozucu şeylerdi. sonra bu rüya içindeki rüyadan kendi kendime konuşurken terli terli uyanıp elime baktım. görüntü tamamen siyah beyazdı ve elimi yatmadan önce baktığım fotoğraftaki gibi flu görüyordum. fısıltılar da arkada hafif devam ediyordu. yumruk halindeki elimi açıp avcumun içine baktım ve içinde kırmızı bir penanın parladığını gördüm (görüntüdeki tek renk penanın parlayan kırmızısı). birden içimdeki bütün sıkıntıların uçup gittiğini ve fısıltıların kaybolduğunu fark edip rahatladım. gülümseyerek elimi tekrar sıkıca kapatıp yastığın altına koydum ve uykuya dalmak üzere cenin pozisyonu aldım. tam bu sırada gerçekten uyanıp avcumu açıp baktım, boştu.

No comments: