Showing posts with label lucid. Show all posts
Showing posts with label lucid. Show all posts

Thursday, February 12, 2009

15. Lento

lucidliğe ulaşmanın en güzel tarafı, lucid olmaya çalışan herkesin amaçladığı şeyleri başarmak (rüyada uçmak, hiçbir zaman göremeyeceğin insanları görüp gidemeyeceğin yerlere gitmek/gittiğini sanmak, sevişmek, vs.) değil...
dün rüyamdaki insanların suratlarının farklı olması sayesinde yine lucidlik geldi. bu sefer hiçbir şeye yön vermeye çalışmadan beynimin bana göstereceklerini incelemeye koyuldum. ilk önce bazı eski kız arkadaşlarım birbirlerine çarpıp iç içe geçip hareket eden tek bir canlı formuna dönüşüyor, sonra bu canlı kendisini klonlar gibi çoğalıyor. lucid olduğum rüyaların en güzel tarafı, her zaman çok canlı bir sinematografik tarafı olması. tam bu noktada kendimi bir tahlil laboratuarında (ısrarla anlamadığım bir şey var: niye laboratuvar diye yazılıyor bu kelime, mesela fermuarı v'siz yazıyoruz; türkçe'de aynı ikilem fotoğraf/sinematografi gibi kelimelerde de yaşanıyor) çok titiz olduğu her halinden belli bir doktorun ifadesiz yüzüne üzüntüyle bakıp kanserimin detaylarını dinlerken buluyorum: bütün eski kız arkadaşlarım ve o birleşip çoğalma hissi de özlem ve ölüm korkusunun bir araya geldiği gerçeküstü bir kısa filmin senaryosuymuş.

sabah müthiş bir yaşam sevgisiyle kalkıp banyomu yaptım. kemal arayıp evime eşyalarını yerleştirip işe biraz gecikmeyi teklif etti. memnuniyetle kabul edip st. thomas transkripsiyonuma kaldığım yerden devam ettim.

Wednesday, May 28, 2008

8. Sostenuto

venedik'te "lucid" diyebileceğimiz bir rüya gördüm. yatmadan bir süre önce sinemayla ilgili konuştuk, italya'da olmanın da etkisiyle olacak rüyamda barbaros bulvarı'na benzeyen bir yerdeyim, evlendirme dairesinin arkasından yıldız'a bağlanan yokuş da olabilir. yanımdan nanni moretti'nin karısı minik italyan tipi bi arabayla geçiyor içinde de 3 tane sarışın çocuk var. arabanın arkasında elektronik bir panel var ve bir yazı kayarak geçiyor, yazıyı okuyup hemen unutuyorum. tam bu noktada kendi kendime rüyada olduğumu ve uyandığımda bunu unutmamam gerektiğini söyleyip zamanı geri almaya çalışıyorum. rüyada olduğumun farkındayım, ama farkında olduğumun farkında değilim. ellerimi sıkıyorum yoldan geçenler suratıma bakıp gülüyor yaptığım harekete, ama artık her şeyin bir rüya olduğunu bildiğimden hiç önemsemiyorum. birden zaman geriye sarılan bir film gibi hızlı hızlı arabayı ilk gördüğüm ana kadar geriliyor. şimdi daha dikkatli bir şekilde yazıyı okumaya koyuluyorum:

"la france et mon réseau m'ont sauvé la vie"

rüyayı uyandıktan uzun bir süre sonra kanalın kenarında emre ve ilke'ye anlatırken heyecandan az kalsın yediklerim boğazıma kaçıyordu. uzun zamandır varmak istediğim noktanın artık çok yakınındayım.