[paul'ün istanbul'da sergi açacağını ve birlikte yine bir seyahat açacağımızı öğrenince gördüğüm zamanın insanları değiştirmesi karşısında duyduğumuz korkuya dair kasvetli bir rüya]
bir hastane odası. paul ameliyat olmuş ama bambaşka bir insan var yerinde. neşeli ve hareketli kişiliği gitmiş, donuk gülümsemeli yaşlı (ve kel!) bir adam gelmiş yerine. çok sevdiğim bir insanı kaybetmenin üzüntüsüne boğuluyorum...
Friday, February 20, 2009
Tuesday, February 17, 2009
16. Vivo
nükte evleniyor. düğün nükte'nin evi olduğunu öğrendiğim garip bir mekanda geçiyor: ilk katı can'ların rivadaki evi, ama bina sarmal bir kule şeklinde gökyüzüne doğru uzanıyor. her katta farklı bir kitle var ve katları ayıran zeminler camdan yapılmış. en yukarı kata nükte'nin yanına çıkıyorum, ama varmadan önce üzerine giydiği giysiyi görüp tahrik oluyorum. omuzları ve göbeğini açıkta bırakan kota benzer bir üstle poposunun sadece alt yarısını kapatan sarı bir mini etek giymiş. suratında çok az makyaj var, saçları tertemiz, dümdüz ve şimdi bile kokusunu aldığımda içimi titreten parfümünü üstüne sıkıyor. beni gördüğüne çok sevindiğini söyleyip boynumdan öpüyor, ben de kalçalarını kavrayıp kendime çekiyorum. yumuşakça öpüşmeye sonra sevişmeye başlıyoruz, tabii altımız cam olduğu için herkes bunu görüyor ama nedense kimsenin umrunda değil ve bu bizi daha da azdırıyor.
kocasıyla tanışıyorum. uzun boylu, siyah saçlı pis sakallı maço bir adam.şimdi hatırlayamadığım bazı olaylardan sonra 3 arkadaşıyla üzerinde sızdığım yataktan kaldırıyorlar. yatağa çırılçıplak yatmışım ve beni videoya almışlar, dalga geçerek uzaklaşıyorlar.
kocasıyla tanışıyorum. uzun boylu, siyah saçlı pis sakallı maço bir adam.şimdi hatırlayamadığım bazı olaylardan sonra 3 arkadaşıyla üzerinde sızdığım yataktan kaldırıyorlar. yatağa çırılçıplak yatmışım ve beni videoya almışlar, dalga geçerek uzaklaşıyorlar.
Friday, February 13, 2009
[....]
"The myth is the public domain and the dream is the private myth. If your private myth, your dream, happens to coincide with that of the society, you are in good accord with your group. If it isn't, you've got a long adventure in the dark forest ahead of you...."
Joseph Campbell
Thursday, February 12, 2009
15. Lento
lucidliğe ulaşmanın en güzel tarafı, lucid olmaya çalışan herkesin amaçladığı şeyleri başarmak (rüyada uçmak, hiçbir zaman göremeyeceğin insanları görüp gidemeyeceğin yerlere gitmek/gittiğini sanmak, sevişmek, vs.) değil...
dün rüyamdaki insanların suratlarının farklı olması sayesinde yine lucidlik geldi. bu sefer hiçbir şeye yön vermeye çalışmadan beynimin bana göstereceklerini incelemeye koyuldum. ilk önce bazı eski kız arkadaşlarım birbirlerine çarpıp iç içe geçip hareket eden tek bir canlı formuna dönüşüyor, sonra bu canlı kendisini klonlar gibi çoğalıyor. lucid olduğum rüyaların en güzel tarafı, her zaman çok canlı bir sinematografik tarafı olması. tam bu noktada kendimi bir tahlil laboratuarında (ısrarla anlamadığım bir şey var: niye laboratuvar diye yazılıyor bu kelime, mesela fermuarı v'siz yazıyoruz; türkçe'de aynı ikilem fotoğraf/sinematografi gibi kelimelerde de yaşanıyor) çok titiz olduğu her halinden belli bir doktorun ifadesiz yüzüne üzüntüyle bakıp kanserimin detaylarını dinlerken buluyorum: bütün eski kız arkadaşlarım ve o birleşip çoğalma hissi de özlem ve ölüm korkusunun bir araya geldiği gerçeküstü bir kısa filmin senaryosuymuş.
sabah müthiş bir yaşam sevgisiyle kalkıp banyomu yaptım. kemal arayıp evime eşyalarını yerleştirip işe biraz gecikmeyi teklif etti. memnuniyetle kabul edip st. thomas transkripsiyonuma kaldığım yerden devam ettim.
dün rüyamdaki insanların suratlarının farklı olması sayesinde yine lucidlik geldi. bu sefer hiçbir şeye yön vermeye çalışmadan beynimin bana göstereceklerini incelemeye koyuldum. ilk önce bazı eski kız arkadaşlarım birbirlerine çarpıp iç içe geçip hareket eden tek bir canlı formuna dönüşüyor, sonra bu canlı kendisini klonlar gibi çoğalıyor. lucid olduğum rüyaların en güzel tarafı, her zaman çok canlı bir sinematografik tarafı olması. tam bu noktada kendimi bir tahlil laboratuarında (ısrarla anlamadığım bir şey var: niye laboratuvar diye yazılıyor bu kelime, mesela fermuarı v'siz yazıyoruz; türkçe'de aynı ikilem fotoğraf/sinematografi gibi kelimelerde de yaşanıyor) çok titiz olduğu her halinden belli bir doktorun ifadesiz yüzüne üzüntüyle bakıp kanserimin detaylarını dinlerken buluyorum: bütün eski kız arkadaşlarım ve o birleşip çoğalma hissi de özlem ve ölüm korkusunun bir araya geldiği gerçeküstü bir kısa filmin senaryosuymuş.
sabah müthiş bir yaşam sevgisiyle kalkıp banyomu yaptım. kemal arayıp evime eşyalarını yerleştirip işe biraz gecikmeyi teklif etti. memnuniyetle kabul edip st. thomas transkripsiyonuma kaldığım yerden devam ettim.
Labels:
doktor,
kanser,
laboratuar,
lucid,
lucid dreaming,
ölüm korkusu,
özlem,
sonny rollins,
st. thomas,
tahlil
14. Allegro
i.'den şöyle bir mail geldi:
dün gece gördüğüm rüya’yı senle paylaşmak istiyorum:
6. sınıftayım, fransa’dayım. tempête kelimesinin etimolojik kökünü soruyor hoca, ben de çıkıp şöyle diyorum: “aslında temps pête olabilir hani patlayan hava gibi ama bu muhtemelen geçersiz çünkü inzgilicede bu kelimenin dengi olan tempest var, nitekim fransızca’da t harflerinin önünce bulunan s harfleri bir önceki ünlünün üstüne şapka gelmesi şekliyle ortadan kaybolmuşlardır. bu bağlamda bu iki kelimenin denk olduğundan emin olmuş olabiliriz ve eğer denkseler bu durumda ortak bir latince ataları olması gerekir. fakat o latince atalarını bilmiyorum.”
dün gece gördüğüm rüya’yı senle paylaşmak istiyorum:
6. sınıftayım, fransa’dayım. tempête kelimesinin etimolojik kökünü soruyor hoca, ben de çıkıp şöyle diyorum: “aslında temps pête olabilir hani patlayan hava gibi ama bu muhtemelen geçersiz çünkü inzgilicede bu kelimenin dengi olan tempest var, nitekim fransızca’da t harflerinin önünce bulunan s harfleri bir önceki ünlünün üstüne şapka gelmesi şekliyle ortadan kaybolmuşlardır. bu bağlamda bu iki kelimenin denk olduğundan emin olmuş olabiliriz ve eğer denkseler bu durumda ortak bir latince ataları olması gerekir. fakat o latince atalarını bilmiyorum.”
Subscribe to:
Comments (Atom)
