bu blogdaki postların başlığı anlatılan rüyanın hissine denk düştüğünü düşündüğüm müziğin temposu oluyor. bu sefer durum biraz farklı: geçen sefer istanbul'a gittiğimde brahms'ın 3. senfonisinin mükemmel bir yorumunu (özellikle başlığa ismini veren 3. bölüm) dinledim. akşam şu rüyayı gördüm:
paul'un pompidou'da açılan sergisindeyiz. sergide nedense benim de 2-3 fotoğrafım var ama orada asıl tercüman ve asistan olarak bulunuyorum. paul'ün etrafında pembeli, sarılı parlak mini etekli genç kızlar yüksek sesle kahkahalar atarak konuşuyorlar. paul'la arada göz göze geliyoruz "burada bana yetecek kadar kız var, gel biraz sen de nasiplen" bakışları atıyor. bazılarıyla tanıştırıyor ama ben inatla daha sade ve sanki oraya tesadüfen ya da bir kaza sonucu gelmiş birini arıyorum (bu birlikte çıktığımız seyahatin özeti gibiydi sanki). davetliler arasında c.'yi görüp mutlu oluyorum, "hadi bir kez daha deneyeyim" deyip gülümseyerek yanına gidiyorum. ansel adams'tan bahsediyoruz. (bu önemli çünkü adams paul'un yakın olduğu stilin doruk noktasını teşkil ediyor ve burada sessiz bir rekabet duygusu -sergideki fotoğraflar gibi- var) birden çok sarhoş oluyorum, belli ki c. de öyle. beni gıdıklayarak üst katta kullanılmayan bir sergi salonuna götürüyor. orada orchestre des metallos'nun klasik siyah-kırmızı konser kıyafetleriyle bir konser provasında olduğunu ve beni beklediklerini görüyorum. berry yanıma gelip çok sinirli bir şekilde bundan sonra sadece haydn çalacaklarını, ama çalarken somurtan benim gibi bir saksafoncu istemediklerini söylüyor. önce çalarken somurtmadığımı, sonra da haydn'in bütün hayatı boyunca somurtkan bir insan olarak tanındığını fransızcamın yetmediği yerlerde ingilizceyle tamamlayarak haykırıyorum, sonra c.'nin elinden sanki sevgilimmiş de aşağılanmamı daha fazla görmesini istemiyormuşum gibi tutup odadan çıkarıyorum. sergi salonunda ilke'yle karşılaşıyoruz, ona "her şey gittikçe orhan gencebay'ınkilere benzemeye başlayan saçlarım yüzünden oldu" diyorum. ilke -belli ki söylediğimi yine stack'e atmış- kayıtsızca duvardaki resme bakıyor: polaroid'inden çıkan bozuk filmden sakladığım bütün kareleri birleştirip bir kolaj yapmışım ve sergiye seçilenlerden biri de o.
[yakında bu kolajı hakikaten yapıp bu notun yerine koyucam]
Thursday, April 10, 2008
3. Poco Allegretto
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

1 comment:
müthiş.
Post a Comment