Showing posts with label konser. Show all posts
Showing posts with label konser. Show all posts

Sunday, April 22, 2012

34. Moderato

a. genis omuzlarini gosteren derin dekolteli ve kisa etekli beyaz bir elbise icerisinde sarki soyluyor. icimden hicbir erotik cagrisim olmadan bu elbisenin ona cok yakistigini ve sahnede cok buyuleyici durdugunu dusunuyorum.

[fransadaki politik ortam icerisinde asiri sagin yerini acikca ortaya koyan secimlerin onceki gunu]
fransiz ve turklerin oldugu bir bayrak merasimindeyim. once marseillaise caliniyor. bayragin gondere cekildigi yerin altinda bir meryem heykeli duruyor. istiklal marsina sira geldiginde butun kalabalik bir polis timi tarafindan geriye dogru itiliyor: muslumanlarin marslari heykele cok yakin soylenmemeliymis. kendi kendime cok sinirleniyorum, kimse marsi duzgun soyleyemiyor bu keyfimi nedense yerine getiriyor.

Sunday, November 28, 2010

27. Vivo

momo'nun barındaki konserde -saçlarım yağlı olduğu için- bütün akşam kafamda kocaman bir bereyle çalınca akşam şu rüyayı gördüm:

içinde e.'nin de olduğu bir sınıftayım, sınıftaki sıralar bazı tren vagonlarında olduğu gibi ikişerli sıralar halinde birbirine bakıyorlar ve 4'lü gruplara ayrılmışlar. e.'nin suratı bana dönük. yanımdakilere heyecanlı ve komik bir şekilde hocanın anlattığı konuyu anlatıyorum (yatmadan big bang öncesi olaylara dair bulunan ve henüz yayınlanmamış bir makale okumuştum, onunla ve penrose ile ilgili bir şeylerdi) . o sırada kafamda bulunan bere büyüyor ve bu e.'yi çok güldürüyor, sürekli gözümün içine hayran hayran bakıyor. içimden gülüşünü ne kadar tatlı bulduğumu söylemek geçiyor ama bir türlü yanına gidip konuşmuyorum.

iki üç adam kendi aralarında benim hakkımda konuşuyorlar, aralarında en saygı duydukları kişi "aslında bir şirket kurup çok başarılı olacağı kesinken fasa fiso işlerle uğraşması biraz garip, yine de hala zaman var" derken kendimi dışarıdan, onların perspektifinden izliyorum. saçlarım uzun, çok inceyim: belli ki 19 yaşımda londra'dan döndüğüm halime bakıyorum.

Wednesday, February 24, 2010

22. Grave

e.s. ile e.t.'yi bir tiyatro çıkışında görüp galata kulesinin altındaki sokaklara kadar gizlice takip ediyoruz. orada l.g. ile buluşuyorlar, l.g. beyazlamış saçları ve şık giyimiyle kendine güvendiğinin sinyallerini veriyor. gülerek oradan uzaklaşıyoruz.

cenk, deniz ve evren'le bir tatil köyündeyiz, karanlık odanın içine birden vampirleşmiş fareler dalıyor.

st joseph'in grand quartier'sine benzeyen kocaman bir alandaki bir konserde mathieu ve bassel'le footprints çalıyoruz. konserden sonra inip arka arkaya kaydı dinliyorum: her dinleyişte başka bir müzik geliyor. bir tanesi hakkındaki yorumum : ritmik olarak güzel fikirler var ama kendini çok tekrar ediyor. bütün kayıtlarda piyano sololarının saksafonunkilerden çok daha güzel çalındığını düşünüyorum.