ilke'yle gs-bjk maçı izliyoruz, gs sol açığında 60'larında ve uzun gri pardösülü bir adam var. kollarını zamanında şakşak'ın yaptığı gibi açıp topu arkasında saklamaya çalışıyor, ama sürekli kaybediyor. 70 ya da 80'inci dakikada tümer metin'in golüyle beşiktaş 1-0 öne geçiyor.
evren'i herkesin güzel giyindiği kalabalık bir yemeğe götürüp halil kudat'la tanıştırıyorum.
Showing posts with label evren. Show all posts
Showing posts with label evren. Show all posts
Tuesday, August 31, 2010
Sunday, April 27, 2008
6. Largo
evren ve kim olduklarını hatırlayamadığım birkaç kişiyle tekrar kurulmuş olan efes'te, gelecekteyiz. kocaman mermer sütunların arasından güneş batıyor. şimdi kütüphanenin olduğu yerde devasa bir meksika restoranı var ve restoranın en güzel en geniş köşesinde kocaman bir masanın etrafında yavaş yavaş yemek yiyoruz. uzaktan tepesini gördüğüm artemis tapınağına bakıp gururla gülümsüyorum: meğer şehrin restorasyon işini abimle bana vermişler ve bu işin altından başarıyla kalkmamızın şerefine verilen bir yemekteymişiz, biraz sonra da kutlamalar için amfiteatra gideceğiz. birden nedense rüyanın içinde olduğumu fark edip kendimi eleştirdim: "ulan tiyatronun yerine restoran yapılır mı?"
[yatmadan önce emre'yle telefonda konuştuk, geçen hafta yediğimiz meksika restoranında yediğini ve oranın gayet güzel olduğunu söyledi]
[yatmadan önce emre'yle telefonda konuştuk, geçen hafta yediğimiz meksika restoranında yediğini ve oranın gayet güzel olduğunu söyledi]
Labels:
amfiteatr,
amfitiyatro,
antik kent,
efes,
evren,
kütüphane,
meksika restoranı,
rüya,
rüya kayıtları
Subscribe to:
Posts (Atom)
